IRAN V – Yezd

Otel Emir Çakmak mescidinin hemen yanında – teras dediğimiz yer de meydanın kenarındaki dükkânların damı. Yani manzaramız güzel – meydana hâkim bir noktadayız. Otelimiz Emir Çakmak Camiinin olduğu sırada. Hemen karşımızda Emir Çakmak Takiyehi var. Takiyeh meydandaki gösterileri izlemek için yapılmış tek cepheli bir yapı. Kemerler üç kat yükseliyor ve her bir kemer bir loca oluşturuyor. Törenlerde bu localar şehrin ileri gelenleri için tahsis ediliyormuş.

Continue reading IRAN V – Yezd

PAYLAŞ

IRAN IV – Persepolis

Aslında harabeler pek ilgimizi çekmiyor ama “mutlaka” gezilmesi gereken bir yer olduğu için Taht-ı Cemşid’e de uğruyoruz. Yalnız şunu hemen söyleyelim ki bir uğramak en az 4 saatinizi alır. Unutmayın ki burası zamanında bir şehirdi. Milattan önce Büyük İskender tarafından yakılıp yıkılınca sadece taş yapılar olan kral sarayları kaldı. Bunlar da nereden baksanız 100 – 120 dönüm alana yayılıyor.

Continue reading IRAN IV – Persepolis

IRAN III – Şiraz

Şiraz’ın diğer sakini ise Sadi. Aramgah-ı Sadi Şiraz’ın biraz dışarısında bir tepenin eteğinde geniş bahçeli bir mekân. Sadi’nin türbesi çevresi ile beraber gayet güzel düzenlenmiş. İranlılar mezarlara önem veriyorlar ve mezarların ziyaretçileri de bol oluyor.

Continue reading IRAN III – Şiraz

IRAN II – İsfahan

İsfahan turuna başlamadan önce adet olduğu üzere köprü altı çayhanesinde çaylarımızı içiyoruz. Burası daha sonra tekrar ziyaret edeceğimiz Sie se Pol köprüsünün kemerlerinde oluşturulmuş bir mekan. Yakıcı sıcaklarda ayaklarınızın altından akan sularla serinliyorsunuz. Çay ve nargile servisi var. Ayrıca etli sebze diyebileceğimiz abguşt da söyleyebilirsiniz.

Continue reading IRAN II – İsfahan

IRAN I – Tehran

Hayatlarında hiçbir aceleleri olmayanların ülkesi İran’da trafik bir acele içinde akıyor. Trafikte arabalar acele içerisinde seyrederken, arabaları kullanan İranlıların kendilerinde bir acele, bir heyecan gözlemlemek ise mümkün değil. Şoförler arabalarının aksine o kadar sakinler ki; arabaların kendi kendilerine hareket ettiğini düşünebilirsiniz.

Continue reading IRAN I – Tehran

Huzursuz Bacak’tan

Bir yerden sonra “Hadi lan, biz keriz miyiz yani” diye kabalaşarak çekip gitseler hiç kabahatleri yoktur yani. Eve dönerken Kemal’in Holding’i hakkındaanlattıkları ile Halil’in söylediklerini alt alta sıralayıp, bizim iş çevrelerinin birkaç maddeye sığacak resmini çizdim.

Continue reading Huzursuz Bacak’tan

Halk İle Muaşeret Adabı

Görüşüp konuştuğumuz kimselerde kardeşlik şartlarını aramalı ve bunlardan tecrübe ile dost ve kardeşliğe layık görülenlerle konuşmalı; bunlara gösterilecek yakınlığı başkalarından esirgemelidir.

Continue reading Halk İle Muaşeret Adabı

Savaş Alanında

Bir insan ha aslan pençesinde paramparça olmuş

Ha olmuş şiirimin nişanı

Aynı kaderdir onu bekleyen

Annesi yakında ağlayacak ona

Continue reading Savaş Alanında

Kaybetmek için savaşılmaz!

Hazırlan ki; felaket kapımıza dayandığında da hiç olmazsa tedarikli olursun! Hazırlıksız yakalanmak ne acıdır! Hele de her şey bu kadar belliyken.

Continue reading Kaybetmek için savaşılmaz!

Kan ve Vahşet

Şimdi ben bu yazıyı yazarken < Monica Zetterlund – Once upon a summertime > dinleyebiliyorsam; kan ve vahşeti içselleştirmişim demektir.

Continue reading Kan ve Vahşet